Main menu:




Sitede arama

Kategoriler

  • [+] RSS

  • Arşiv

    Kurban yerine Yoksula Yardım

    Tam nasıl yazayım diye düşünüyordum ki Emre Aköz dümdüz yazmış;

    Kurban kesmenin yerini ne tutabilir?
    Eski bir tartışmayı tekrar ısıtanlar var: “Kurban kesmeyelim, onun yerine mesela parasını yoksullara verelim” diyorlar.
    O halde bir kere daha yazalım: Usulünce kurban kesmek, sıradan bir davranış değil, bir ibadet biçimidir.
    “Et yiyelim, karnımızı doyuralım” diye değil, İslam’a göre Allah için yapılır.
    Aynı şekilde, İslam’da; mesela namaz kılmak, Hacca gitmek, oruç tutmak da birer ibadet biçimidir.
    Bu ibadetlerin niteliği farklıdır. Yani birbirlerinin yerini tutmazlar. Dini açıdan her birinin ayrı anlamı ve değeri vardır.
    Nasıl, ‘Namaz kılmak yerine, oruç tuttum’ ya da ‘Hacca gitmek yerine 1000 rekât namaz kıldım’ demek dini açıdan saçmaysa…
    “Kurban kesmedim, onun yerine yoksullara yardım ettim” demek de saçmadır.
    Çünkü yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, bunlar birbirini yerini tutan ibadetler değildir.
    Yoksullara yardım etmek, dini açıdan elbette çok önemli bir davranıştır.
    Hatta kim bilir, belki de Allah katında kurbandan daha da değerlidir.
    Ancak asla kurbanın yerini tutmaz.
    Önemli olan bunu bilmektir.
    Kurban kesmek istemiyorsanız… Kesmeyin! Yoksullara yardım etmek istiyorsanız… Edin!
    Ama “onun yerine, bunu yaptım” demeyin. Ne kendinizi kandırın, ne de başkalarını!
    Not: Kaçmasını engellemek için boğanın ayağını kesenler, eğer kurban ibadetini yerine getirdiklerini sanıyorsa aldanıyor. Benim bildiğim hayvanlar sevap işlemez!

    Yaşlılık

    Engin Ardıç‘ ın bir yazısında gördüm şu metni; “Bir yazımda, “siz semt pazarından kırmızı turp, yeşil soğan, roka ve kıvırcık salata alıp, salatayı şişle deldirip, rafyasından tutup sularını damlata damlata yürümenin keyfini bilir misiniz” diye sormuştum… Nişantaşı gazetecileri de, Beyazıt otobüsünden inip, Sahaflar’ın Çarşıkapı girişinden çıkıp Çınaraltı çıkışından çıkmayı, orada ağacın dibinde çay içmeyi, sonra Bakırcılar ve Çakmakçılar’dan Tahtakale’ye vurup Mısır Çarşısı’nın pastırma kokusundan süzülerek Eminönü’ne çıkmanın keyfini ne bilecekler? (Beyazıt’ın adı da “Hürriyet Meydanı”ydı ha!) Ya da ters yönde Kapalıçarşı’ya dalıp, Nuruosmaniye’nin avlusunu geçip Sirkeci’ye inmeyi? Ama anayoldan değil, “Acem sefaretinin” yanından ara yokuşa sapacaksınız, kestirme!” Bunların hepsini yaptığıma göre sanırım yaşlanmışım.

    icontact - solution for phonebook records

    I am using a windows mobile based cell phone which is Asus P320. Everybody who use Windows Mobile knows that it is very hard to use phone book with finger. We have to use stylus almost everything.

    To solve finger problem there are a lot of finger friendly programs and icontact is just one of them. It is almost same iphone menu and can be use with finger very easily. It is like a habbit after you tried you can not quit.

    In a couple days, since I started to use the icontact, I just realized that after I record any new person or I do any change in phonebook, I could not see. I have sent an email to supware.net to ask if they have any solution about that. They did not give me any response so I tried to find a solution. Actually, I did;

    May be it is not best solution but it worked. (I HAVE TO SAY THAT: I HAVE NOT TAKE ANY RESPONSIBILITY TO DO YOUR PHONE THAT) Close the icontact and open the folder which icontact installed and look at the files. There are just 7 (seven) files include language file (I am using Turkish language file extra). You can see “allcontacts” file. Delete it, yes, just delete no problem. After start icontact again you can find all your updates.

    icontact - cem daştan

    Asus P320 kullanıcısıyım ve windows mobile işletim sistemi ile çalışıyor. Haliyle bir sürü problem yaşıyorum ve çeşitli programlar kurarak çözüm üretiyorum. Kullananlar bilirler windows mobile özellikleri içerisinde en kötü olan kısmı kişiler ve telefon özellikleridir. Parmaklara uygun düğmeleri yoktur, adam gibi kısayolları yoktur, menü tuşu ile boğuşmanız gerekir vs.

    Çözüm önerim icontact isimli supware.net tarafından yapılan ve gayet iphone benzeri bir telefon defteri.

    Gayet kullanışlı ve güzel özellikleri olan bu programın yanında bir de aynı üretici tarafından hazırlanmış olan idialer isimli programı da kurarsanız her şey inanılmaz kolaylaşıyor.

    Buraya kadar her şey güzel de başlıktaki Cem Daştan ne alaka diyebilirsiniz. Programı yazan Cem değil (gerçi yakında bir iki program yayınlayacak) fakat Türkçe çevirisini yapan ta kendisi. Haliyle Türkçe çeviri ile kullanmazsanız Ç, İ vs gibi ilk harflere göre listeleme yapamıyorsunuz. Çeviri dosyasını da bu sayfadan indirebilirsiniz. Buradan hem ona teşekkür ediyor hem de en kısa zamanda, yayınlayacağı programları görüp, deneyip, kullanacağımızı beyan ediyorum.

    Sarı Gızın Memesinden Çocuhların Kemigine

    Bahteri çoğalmasın diye, koruyucusuz dayansın diye.

    Yorum: Offf off

    ne oldu bu ülkeye?

    Bir süredir üzerine gidilmeyen ve unutturulmaya çalışılan bir sürü sorunumuz mevcut değil mi yoksa ben mi saçmalıyorum yine;

    • Başörtüsü (yada türban veya dini simgeler olmadı ne derseniz deyin) izni (sadece üniversitelere değil hastanelere, adliyelere, karakollara yani her yere)
    • Teğet geçen ekonomi (aslında işsizlik)
    • Terör (bu da Kürt realitesi olarak tanımlansa daha mı doğru?)
    • Eğitimin kalitesizliği (artık buna açıklama yapmasam daha iyi yoksa kırıcı olabilirim)

    Kasımpaşalı

    Başbakan Kasımpaşalı olup bir de Kasımpaşalı gibi davranınca insanın hoşuna gidiyor. Ne de olsa Kasımpaşalıyız :)

    Engin Ardıç’ ın çok keyifli yazısı;

    Türkiye, Osmanlı olduğunu hatırlıyor

    Hadi hadi, dürüst olun, açık konuşun: Başbakan, açık oturumun yöneticisi David Ignatius’a da, Şimon Peres’e de “bozuğunu atıp” toplantıyı terkedince içinizden “ulan helal olsun” demediniz mi?
    Peki, gecenin köründe onu karşılamak üzere Yeşilköy’e koşan binlerce kişiyi görünce aklınızdan “hop ninnayı ninnayı, Kılıçdaroğlu aldı havayı” şeklinde bir türkü de mi geçmedi?
    Hatta “AKP’ye oy vermeyecektim ama şimdi vereceğim” diye düşünenler de mi çıkmadı aranızdan?
    Yalan söylüyorsunuz.
    Bu yalan, George Bush’a ayakkabı fırlatan Arap gazeteciyi alkışlayıp şimdi de “Erdoğan yanlış yaptı” edebiyatına yatanların ikiyüzlü çıkarcılığını andırıyor…
    Aydın Doğan’a daha iyi uşaklık edebilme kuyruğuna girenlerinki kadar zavallı bir tutum bu.
    Türk, efelenmeyi sever. Efelenen başbakan da hoşuna gider.
    Daha önce “masaya yumruğunu vurdu kalktı” balonlarını çok dinlemiş ama ilk kez gerçekten kalkıp giden bir başbakan görmüştür canlı yayında canlı canlı.
    Çünkü Türk, büyük bir imparatorluk kurmuş ve altı yüz yıl da yönetmiştir.
    En “ulusalcı” geçinenlerin bile aklına hemen yeni bir imparatorluk gelmesi, heveslerinin hemen bir Turan İmparatorluğu’na yönelmesi de bundandır. Aşağısı kurtarmaz!
    “Misak-ı milli sınırları”, herkesin bilinçaltında “geçici bir süre katlanılmak zorunda kalınan bir emrivakidir” bu ülkede…
    Çünkü biz İsrail’e de, Irak’a da, Suriye’ye de, Mısır’a da, Lübnan’a da, Arabistan’a da, hatta Yunanistan’a da, Bulgaristan’a da, Kosova’ya da, Bosna’ya da “eski vilayetimiz” gözüyle bakarız… Çünkü öyledir!
    İşte bunun için, bilinçaltımızda Kuzey Kıbrıs da “üç yüz yıl süren toprak kaybı sürecinden sonra hiç olmazsa azıcığını geri alabildiğimiz bir parçadır”
    İşte bu nedenle Kıbrıs’tan çekilmek istemeyiz, çünkü bize “vermek” gibi görünür.
    İşte bu nedenle “İsrail’e ayar veren” bir başbakan da kahraman gibi karşılanır!
    Arap dünyasının takdirleri de gururumuzu fena halde okşayacaktır… Çünkü herkes temelde Osmanlı olduğunu hatırlamaktadır! Biz de, onlar da…
    İsrail ile ilişkilerimizin bozulması ya da bozulmaması da, “monşer kılıklı” üç beş emekli memurdan ve onların kafasında giden üç beş karta kaçmış gazeteci eskisinden başka kimsenin umurunda olmayacaktır kamuoyunda…
    “İstanbul’u başkent yapmak istiyorlar” diye atıp tutanlar gizlice “ulan fena da olmaz ha” diyeceklerdir kendi kendilerine…
    Biz istesek de istemesek de “Kasımpaşalı” gene kazanacaktır. Kılıçdaroğlu’na oy toplamak için takla atanlardan başkası da yırtık pabuçla çamurda gezmek gibi ucuz “popülizm” numaralarını yemeyecektir.
    Çünkü burası İstanbul’dur, bozkır değildir. Burada bin çeşit kertenkele vardır ama hiçbirinin ruhu kalorifer dumanı kokmaz.

    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
    Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

    Ayrıntılar için lütfen tıklayın

    28 Şubat irtica ile mi ilgiliydi?

    Bu ülkede kimseye güvenilmez biliyorum da her şey zor geliyor. Aşağıdaki belgenin doğruluğuna inanmak istemiyorum;

    YEREL SEÇİMLER VE SİYASİ PR

    Acaba herkes kitap yazmayı düşünmüş müdür? Ne kadar kolay gözükür ama ne kadar zordur kitap yazmak. Bırakın yazmayı araştırması ve düşünmesi ne kadar zor aslında. Çok yakınınız olan birisi kitap yazınca ondan daha çok heyecanlandığımızı da başımıza gelince öğrendik :)

    Yerel Seçimler ve Siyasi PR” aynı zamanda gazeteci olan Fatih Sanlav‘ ın ilk kitabı. Bu noktadan sonra tam bir haber gibi anlatayım;

    Fatih Sanlav Kimdir?
    İlk ve orta öğrenimini Sarıyer’de tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. On bir yıl süre ile yazılı ve görsel basında çalıştı. Kanal 7 Televizyonu’nda yayın yönetmenliği ve ana haber bülteni yönetmenliği ile yerel gazete kurucusu ve Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Çeşitli ajanslarda slogan danışmanlığı ve reklam yazarlığının yanı sıra belediye muhabirliği görevlerinde bulundu. Çalışma hayatını Siyasi PR ve Trend Danışmanı olarak sürdürmektedir.

    Gazeteci Fatih Sanlav, yerel seçimler öncesi siyasette nasıl başarılı olabileceğini düşünen adayların imdadına yetişen bir kitaba imza attı. İşte her aday adayının ihtiyacı olan kitap:YEREL SEÇİMLER VE SİYASİ PR

    O yıllarca siyaset haberleri yaptı, siyasilerle aynı havayı soludu. Siyasetçileri yakından gözlemleyen ve siyasetin her kademesindeki başarılı ve başarısız insanların taktiklerini yakından izleyen Fatih Sanlav deneyimlerini geleceğin siyasetçilerinin hizmetine sunuyor…

    Gazeteci-Yazar Fatih Sanlav, yaklaşan yerel seçimler öncesi yayınladığı ” Yerel Seçimler ve Siyasi PR” isimli kitabı ile adayların adeta can simidi olacak. Kitapta; Fenomen olmayı başaran liderler, nasıl bir strateji izleyerek sürekli zirvede kalıyor? Halk nasıl bir başkan istiyor, ne gibi sosyal projeler bekliyor? Sorularının cevabı usta bir dille anlatılıyor.

    “Adaylar bu kitapla yola çıkacak”

    Talent Yayınları’ndan piyasaya çıkan kitap, yerel siyasetçiler için altın bir rehber niteliğinde olacak ve Türkiye genelinde tüm kitapçılarda bulunacak. Yerel siyasetin içinde olanların ve gelecek yıllarda aday olmak isteyenlerin büyük fayda sağlayacağı, ” Yerel Seçimler ve Siyasi PR”la ilgili olarak Gazeteci- Yazar Fatih Sanlav şunları söyledi; “Bu eser, yerel siyasette kariyer hedefleyen herkese yol göstermek, beyin fırtınası oluşturmak ve proje içinden proje üretmek için hazırlanmıştır. Belediye başkanları, başkan adayları, aday adayları, il ve ilçe meclis üyeleri, muhtarlar, siyasetin içinde olan ve gelecekte siyaset ile belediyeciliğin çeşitli kademelerinde görev almak isteyenler için yazılmış bir başucu kitabıdır.”

    Kitap internet üzerinden temin edilebilir. www.fatihsanlav.com
    TELEFON SİPARİŞ HATTI: 0212 458 50 24-25

    Yorumsuz (Koyu renkli kısma dikkat)

    Sanıyorum, bizim “Özel Kuvvetler” den. Bütün hayatı Güneydoğu’ da, PKK’ ya karşı geçmiş. Anlattıkları bazen irkiltici…
    Şam’ da tesadüfen tanıştım.
    Kulağıma eğiliyor:
    “Şemdin Sakık, Apo’ ya karşı yeni bir örgüt kurmuştu. Hatta biz bir miktar silah da vermiştik, birbirlerini yesinler diye… Biraz daha bıraksaydık iyi olabilirdi. Erken aldık şerefsizi…”

    Bu alıntı Hasan Cemal’ in KÜRTLER adlı kitabının 18. baskısının (Ekim 2007) 424. sayfasından alınmıştır. (ISBN 978-975-991-515-5)